Kayıtlar

Kasım, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ÖLÜM

Ölümü nasıl tanımlamalıyız? Tükeniş veya yok oluş olarak da tanımlanabilir, ya da yeniden doğuş. Bugün dahi gizemini koruyan bu gerçeklik ile yaşamaya devam ediyoruz. Aslında bu kavramın kökeninde korku ya da anlamlandıramama yatmaktadır. Bugün dahi ölümden söz edildiğinde soğuk bir ürpertiyle irkiliyoruz. Yaşam döngümüzün temelini oluşturan bu kavramı anlama çabalarımız sonuçsuz kalsa da yaşamaya ve ölmeye devam ediyoruz. Ölüm denen gerçeği anlayamamamızın temelinde, yaşam veya hayat denen olguyu yeterince kavrayamamak yatmaktadır. Hayatın varlığı ve yokluğu, günümüz düşünürlerinin alabildiğine kafa yorduğu, ancak bir türlü içinden çıkamadıkları bir paradokstur. Yaşam, bilimsel olarak tek hücreli mitozla bölünme ile açıklansa da özünde daha karmaşık olmalı. İnsan merkezli akıl ile bunu anlamaya çalışmanın çok sığ kalacağı inancındayım. Ulaştığımız kuantum bilgisi bize, atom altı dünyada büyük bir belirsizliğin olduğunu ve aslında bildiğimiz tüm teori ve varsayımların insansı kapasitem...

YANLIZLIK ÜZERİNE

Yalnızlıkla aram hep iyi olmuştur. Belki de çocukluğumdan beri onun bana sunduğu sessizlik, gürültünün hiçbir zaman veremediği bir huzuru taşır. Kalabalıklar bana hep zoraki bir anlaşma gibi gelir; gereksiz kelimelerin, yüzeysel tebessümlerin arasında nefes almaya çalışmak gibidir. Birileri sürekli konuşur, ama kimse aslında birbirini duymaz. Ben, duyulmayı değil, duymayı seçtim. Ve o sesi en çok kendi içimde buldum. Kalabalığı sadece protesto yürüyüşlerinde yada barikat arkasında severim. Orada kalabalık bir yığılma değil, bir yankıdır. Aynı acıya dokunmuş yüreklerin bir araya gelişidir. Tek olmadığını bilmek, korkunun yerini güvene bırakır. Belki de bu, insana saldıran dünyanın yarattığı bir “birlik içgüdüsüdür.” Ama yine de, gürültü dindiğinde, ben içime dönmeyi özlerim. Yalnız kalmak; sessizliği dinlemek değil, onunla konuşabilmektir. Kendine yetmek, kendi yoldaşın olabilmek, kendi sesine tahammül edebilmektir. Bu yüzden yalnızlığı zayıflık değil, bir iç disiplin olarak gördüm hep....